İlk kadın misafirim

30 Mart 2010 Salı Gönderen asyaselda 4 yorum

Cengiz ;
''Bu yerlerde trenler doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir,gider gelirdi.
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında,ıssız,engin sarı kumlu bozkırların
özeği Sarı-Özek uzar giderdi.''
sözleriyle son vermek üzereydiki konuşmasına o geldi.
Bir anda tüm yüzler ona çevrildi .
Hepsi erkekti.
O bukadar erkeğin arasında tek olacağını düşünmemişti ,
onu buraya davet eden de düşünmemiş,o gelene kadarda hiç farketmemişti.
Kızardı yanakları ,ne söyleyeceğini bilemedi,anlatacak okadar çok şeyi vardıki
Ve onu can kulağıyla dinlemeye niyetli bir kişi.
Cengiz Kazak bozkırlarında yaşanmış bir öykü bırakarak akıllarda
Daha önce piskolojiyi anlatan,
kısa öykülerle keyfe keyif katan,
bir çok kitabı inceleyip tanıtan,
ve sahne diyerek tiyatro yapan,
gülmekten yerlere yatırıp,
yakın siyasi tarihle ciddi konulara giren hatta aynı dönem farklı görüşleriyle birbiriyle kıyasıya çatışmaya giren,
tartışmanın en hararetli yerinde bir şiirle ortalığı yumuşatan,
yüzlerce yazarın,şairin yanındaki yerine geçti.
Ve ECE aldı sözü,
herkes ve ev sahibesi şimdi susmuş sadece onu, ilk kadın misafirini dinlemekte şu saatlerde
ki o MUZLARIN SESLERİ olduğunu iddia etmekte.
Tam Metin

VEDA

25 Mart 2010 Perşembe Gönderen aysema 11 yorum
Sevgili Dostlar,

Her bitiş bir başlangıçtır. Yeni başlangıçlarda, mutlu olaylarda, dostça sohbetlerde yollar kesişir bir gün...

Bazen insan yenildiğini sanırken aslında pek çok şey kazandığının ayırdına, geç de olsa varabilir.

Ben kendi adıma sözcüğün tam anlamında, insan gibi insan olan dostlar kazandığımın farkındayım.

Sevgili Ali İkizkaya iyi ki sizi tanıdım. Umarım sıcacık çayımızı, dostlarla birlikte, bir gün bir yerde yudumlarız.

Ama vedalar, geçici de olsa, hüzün veriyor bana. Şarkının dediği gibi:

"Hani o bırakıp giderken seni, bu öksüz tavrını takmayacaktın!"

Yolun açık olsun, herkesin yolu açık olsun, hepimizin yolu açık olsun...

Katkı sağlayan, duygularımızı paylaşan, düşüncelerimize destek olan herkese sonsuz sevgilerimi sunuyorum.

Ben de valizimi toplamaya başlasam iyi olur.
Tam Metin
Etiketler:

Kediler Bilir II

Gönderen ali ikizkaya
Kedilerle uzak yakın alakası olan ya da onlarla birlikte bir müddet yaşayanların bildiği gibi;
Kediler ufak, dar ve sıkışık yerleri sever. Bunun sebebi belki de zor olanı başarma itilimiyle mükemmel olma çabalarıdır onların. Belki de gizemlerinin bir parçası..
Benek ile ilk dost olduğum ayların sonunda akşamları da evde kalmaya başlamıştı. Yemek yaparken mutfakta yere attığım poşetlerle oynarken naylon torbadan çıkan hışırtıyı sevdiğini düşünürdüm. Bir gün sırf ona değişik bir oyun sunmak adına; Benek i üstünde durduğu naylon poşetin içine koyup sallamaya başladım. Bu hareketime ters bir tepki vermediği gibi hoşnut olduğunu belli eden sesler de çıkartmaya başladı. Sonunda onu sallamaktan yorulup poşetle birlikte mutfak kapısının sapına astım Benek i. Kafasını torbanın saplarının arasından çıkarıp benim yemek hazırlayışımı seyretmişti. Bu küçük oyundan sonra aynı ritüeli sıkça tekrarlar olmuştuk. Bazen de omuzuma astığım ağzı açık bir çata ile onu gezmeye bile götürebiliyordum. Koltuk altımda ve dokunabildiği sürece sorun yoktu...
Çocukluğumda bildiğim ama bu yaşlarımda unuttuğumu keşfetmiştim.. Dar, sıkışık ve saklı yerlerin daha güvenli olduğunu..
Evet görüldüğü gibi valizim hazır ve ben yine içindeyim.. Gitmek.. Yine uzunca bir yolculuk için. Bu yolculukta başarısızlık gerçeğini ve yenilgiyi kabul etmenin de bir erdem olduğunu irdeleme çabasıyla geçecek.
Yola çıkma zamanıdır. Burada rastladığım herkese tekrar teşekkür ederek ayrılıyorum. Hepinizin hoşça ve esen kalmanız dileğim ile...
Tam Metin
Etiketler: ,

BİZE BİR ŞEY OLMAZ?

23 Mart 2010 Salı Gönderen aysema 6 yorum



Masal bu ya:

Avcının biri ormanda ateş ediyor, avını yere düşürüyor. Sonra da onu yakalamak için koşuyor...

Koşarken ayağı iki karış yükseklikteki bir karınca yuvasına çarpıyor. Karıncaların barınağı yerle bir oluyor. Karıncalar, karıncaların yumurtaları darmadağın oluyor. Ölenler kurtuluyor, kalanlarsa bir daha bellerini doğrultamıyor.







Karıncaların en filozof olanları bile; bu kadar kocaman, korkunç cismin ; inanılmaz bir hızla , korkunç bir gürültüyle, kıvılcımlar saçarak barınaklarına dalan bu çizmenin ne olduğunu, hiçbir zaman anlayamayacaklar...

Karınca işte!

İyi ki karınca değiliz...
Tam Metin
Etiketler:

Aşk Aradım...

21 Mart 2010 Pazar Gönderen asyaselda 2 yorum
Önde kumandan Miktat arkasında 3'ü kadın 1'i erkekten oluşan askeri birlik uygun adım marş merdivenlerden inip önümüze çıkan ilk kapıya omuz atıp daldık içeriye.
''Ayağa kalkın!''
''Ellerinizi başınızın üstüne koyun''dedi kumandan
Arkasında sert ve destekleyici bakışlarımızla biz.
Tek tek önümüzde sıra oldular eller başta baştan ayağa aradık
''Temiz''dedi kadın askerler
Kötü adam Hİ HO HO HAAAAAĞĞĞĞĞĞsıyla
''Bakalım çantanızda üzeriniz kadar temizmi''dedi kumandan
Didik didik aramaya koyulduk çantaları ,kitapları,defterleri
İki çanta aradıktan sonra farkettim aslında ne aradığımı bilmediğimi,söylenmediğini
''Ne arıyoruz biz yaaaa''dedim
Kumandan cevap vermedi ''yaaa''sözcüğünden hoşalnmadığını belli etmek isteyen sert kaş altı bakışlarıyla.
Ve ne aradığımız saçmalığını kulağıma 2. kadın asker fısıldadı''Aşk mektubu''
''NEEEEE! ''dedim farkına varmadığım yüksek ses tonumla ve güldüm
''Bize ne onların aşk mektuplarından''
''Olurmu''dedi kafasını arkamızdan uzatarak bizi dinleyen 3.kadın asker''Daha bu yaşta''
''Asıl bu yaşta(14)olur'' dedim
Baktılar ayıplayan bir yüz iafdesiyle suratıma
Çok mu erkendi?
Ne için erkendi?
Sadece uzaktan uzağa bir bakış için mi?
Kalbin kelebek gibi pır pır etmesi için mi?
Masumca yazılan bir iki kelime için mi?
Ne için erkendi
Aşık olmak için mi?
Saçmaydı yaptığımız özel hayatlarına girmekti ,ama emir büyük yerdendi devam ettim üstün körü bakınmaya derken bir defter sayfası arasında bir şiir buldum altında;
''Ben seni çok sevdim ama sen benim yüzüme bile bakmadın hep o hep o ondan başkasını gözün görmedi canın sağolsun........diye devam edengerisini okumadığım ufak bir not yazıyordu
Göz göze geldik kızla kızardı yanakları ,ısırdı dudaklarını
Bulduğum sayfayı olduğu yere bırakıyordum ki
3. kadın asker bana bir az önce olurmu diye bakan asker eline bir kağıt parçası almış ve kaldırmıştı yukarı
''Bu kimin defteri gelsin bakalım''diye seslenmesiyle kızın ,eline yapışıp
''Yemin ederim öğretmenim ben onu kız arkadaşıma yazdım,yemin ederim yemin ederim.......diye ağlamasına aldırmadan elindeki kağıdı kumandana verdi.
Kız olduğu yerde bin bir kelimeyle ağlamaya devam ederken içinden gerçekten sevgi dolu masum bir mektup olduğu ortaya çıktı
Onlar için suç unsuru benim için sevgi dolu bir mektuptu:)
Bulunan suç unsurları kime aitse bir bir numara ve isimleri alınıp müdür yardımcısı sorgu odasına alındı.
Çıkanın suratı beş karıştı
Niye?
En olması gereekn duyguları en masum şekliyle ifade ettikleri için.
Lise yıllarıma döndüm birden bizdede olurdu böyle aramalar.
Tamam belki gerçekten bu aramalar olmalı ama şu son zamanlarda okullara dadanan uyuşturucu,kesici alet gibi şeyler bulmak için
Onların özel hayatlarına girmek için olmamalı.
Değil mi?
Tam Metin
Etiketler: ,

YARATICI BLOGGER ÖDÜLÜ

Gönderen aysema 6 yorum

Sevgili FaceBlog Ailesi,

Günaydın , iyi pazarlar...

Ali İkizkaya'nın blogumda bir ödülü var, onu haber vermeye geldim, gelmişken de hepinize bir merhaba demek istedim. Herkes iyi mi?

Ne dersiniz Ali İkizkaya "Yaratıcı Blogger Ödülü"nü fazlasıyla hak etmiyor mu?
Aslında aynı zamanda sizler de bu ödülün sahibisiniz benim gönlümde, ama bir aileden bir kişiyi seçtim şimdilik...

Sevgili Dost Ali İkizkaya, lütfen bloguma uğrar mısınız? Ödülünüz ve ödülün yerine getirmeniz gereken kuralları sizi bekliyor efendim.

Kolay gelsin; çalışan, üreten insanlarımız hiç susmasın...
Tam Metin
Etiketler:

KATIR Denilen Saygıdeğer Kadınlar

9 Mart 2010 Salı Gönderen ali ikizkaya 3 yorum
Katır hepinizin de bildiği gibi at ile merkep aşkının ürünü bir yük hayvanıdır. At kadar narin olmayan ama merkep ten daha güçlüdürler. Dayanıklılığı ve gücü de çağrıştırırlar. Aynı zamanda inadı da. Zor coğrafyaların hayvanlarıdırlar. Bahtı da, kendi de siyah Afrika gibi ..
Yukarıdaki haritada mavi balon ile gösterilen yerin adı Ceuta(Sebta). Melilla ile birlikte sayıldığında, sömürge statüsündeki İspanyaya ait iki Kuzey Afrika toprak parçasından biri. Fas topraklarının tam İspanyaya bakan yada Cebeli Tarık boğazının Afrikada kalan ufak bir parçası. Haritanın ortasındaki mavi geçiş ise Cebeli Tarık Boğazı. Fas ın bağımsızlığını kazanışında Endülüs ün hıncı alınır gibi Fas tan kopartılıp İspanyaya verilmiş bir Afrika toprağı Ceuta (okunuş=Seüta).
İspanyollar ilk önce buraya Cebeli Tarık boğazını kontrol ve Afrika kıtasının Avrupaya en yakın su başı noktası olduğu için büyük bir liman inşaa etmiş. Uzun müddet askeri amaçlı olarak kullanmış. Avrupa topluluğuna tam üyeliğinden sonra da serbest bölge statüsüne çevirmiş. Burda vergi, gümrük namına hiç bir şey yok. Sadece insanların geçebileceği kadar turnikeler var. Burdaki İspanyol tüccarlar yılda 6-8 milyon euro ciro yapıyorlar. İspanya ve onun Çin'de ürettirdikleri ucuz, kalitesiz malları bu bölgedeki depo ve dükkanlara yığıyorlar Avrupa ana karasından. Bu kadar mal yığılıyor da, pazar neresi olacak ?. Tabii ki, en başta Fas ve yakın Afrika ülkeleri. İspanya da, Fas da burda yapılan illegal sınır ticaretine göz yummuşlar. Alan satan razı misali. Uluslararası antlaşmalara göre bu illegal ticaret yüzünden bölgeye kamyon vesair hiç bir yük aracı giremiyor. Sadece insanlar bu bölgeye girip çıkabiliyorlar. Bu kadar mal ve eşya Fas topraklarına nasıl mı geçiyor ? ..
Seyredip gördüklerimden sonra çok zor anlatmak. Öyle iç paralayıcı sahneler var ki, anlatsam yürekler dayanmaz.. Zaten yazması da öyle güç ki ..
Kadınlar .. Doğuran, doyuran, büyüten, erkeğin koynuna sığınıp aşk şarkıları söyleyen ve erkeği, erkek kılan güçlü ama katır diye anılan yük taşıyan KADINlar..
Ceuta serbest bölgesindeki ve Fastaki tüccarlar malları taşımak için kadınları kullanıyorlar. Düşünün, kamyon dolusu tonlarca yükü kadınlar taşıyor. Onlar gidiş dönüş 20 km mesafeyi sırtlarındaki 60-80kg yük ile 5 Euroya katediyorlar. Her geçiş için bellerine vurdukları onca yükü elbiselerinin altına saklıyorlar. Her gün üç yada 4 gidiş-dönüş yapan bu kadınların arasında çok genç olanları olduğu gibi 50 yaşının çok üzerinde olanlar da var. Bu kadınların sayıları 10000 ile 15000 arasında. Fas ın fakir yerlerinden kalkıp buraya ailelerini geçindirecek parayı kazanmaya gelmişler. Doğru dürüst beslenmeden hayatlarını hiçe sayarak yük taşıyorlar. Her birinin en az 2 çocuğu var. Onca kilometreyi katetikten sonra evlerine gelip yemek pişirip çocuklarına bakıyor, erkeklerine zaman ayırıyorlar..
Onların bu durumlarını gayri müslim bir gazeteci kadın fark ederek belgesel ve haber haline getirmiş. Kadın her zaman ve her yerde kadın. Araştırın, bakın, bizim medyamızda , islam ın olduğu topraklarda onlarla ilgili tek bir satır bile yok. Oysa İslam dini yeryüzüne kadınları hamal edip katır yerine koymak için gelmemişti. Onlar da iman sahibi ve her şeyden önce insanlar ve kadınlar. Yaratılmış güzellerin içinde latif olan ise onlar..
Onların biricik aşkları olan, namus, iffet ve şeref üzerine hamasetli laflar savuran erkeklerinin nerede olduğu sorusunu cevaplamak ise vicdan azabından bile zor ve ağır..
O muhteren ve saygıdeğer kadınların durumunu izlerken kendi erkekliğimden bile utanıyorum. Sizlerde izleyin bilin istedim. Tüm kadınlara saygıyla ...



Evren hep söylüyor; Erkek zayıf, erkek güçsüz.. Kadınsız ayakta kalması ne zor .. Ama erkek anlamak istemiyor.. Anlamak istese de ne yazık ki tabiat ona izin vermiyor ...
Tam Metin
Etiketler: ,

ŞANSLI VE STAR

4 Mart 2010 Perşembe Gönderen aysema 8 yorum



Yok yok Tarkan'dan bahsetmeyeceğim. Gerçi iki sözcük nedense aklıma onu getirdi. Belki de son zamanlardaki tartışmalardandır.

Neyse ben bizimkilere döneyim. Sitemizin iki köpeğinin adı bu: Star ve Şanslı.





Köpekler dosttur, bilirsiniz. Ancak bu kadarını da beklemiyordum doğrusu! Senede en fazla bir buçuk, iki ay kalıp gidiyoruz yazlıkta, ama onlar unutmuyor. Gelir gelmez yanımıza sokuluverdiler. Artık biz nereye, onlar da oraya gidiyor, yapışık ikizlere döndük. Evdeyken de kapının önünde uyuyorlar. Sanırım hayvanlar da insan arıyor. Yazın şamatasından sonraki yalnızlık, terkedilmişlik duygusuna mı dönüşüyor nedir?

İki gün önce deniz kıyısına yürümek istedik eşimle. Bu yıl yağmurlar fazla yağınca toprak suya doymuş, artık ememiyor. Her tarafta küçük gölcükler oluşmuş, geçmekte zorlanıyoruz. Sevgili köpeklerimiz önden bize yol gösteriyor, dönüp bakıyor, bekliyor, biz yürüyünce onlar da yürüyordu. Bazen fazla ilerliyorlar, sonra geri dönüp yanımıza geliyorlar. Dostluk bundan güzel ifadesini bulabilir mi?

Yağmur umarım bereketiyle gelir, ama bazı yerlerde tarlalara atılan tohumların suyun içinde çürüdüğünden söz ediliyor burda. Gerçekten de çok yağmış. Manyas Gölü'nün hiç bu kadar genişlediğine tanık olmamıştık. Deniz gibi engin bir görüntü sergiliyor. Oysa geçtiğimiz yıllarda kupkuru oluşuna üzülüyorduk. Kuş Cenneti susuzluktan kavruluyordu. Şimdi yol boyundaki tarlalar küçük göllere dönüşmüş. Her şeyin fazlası zararlı galiba.

Sözü uzattım mı yine? Dost olun, dostça yaşayın, dostluklarla çoğalın diyerek hepinize dost selamlarımı yolluyorum İzmir'den...
Tam Metin
Etiketler:

Bir Yaşam Gerçeği

Gönderen ali ikizkaya 5 yorum

Körüz biz kör uçuşlara açmışız toprağımızı
Ha düştü ha düşecek çelik gagalardan
Mantar mantar açılan tohumlar sıcakta

Gözlerimizi bir pula satıp geçmişiz bir yana
Ölmesini bilenlere yüz çevirmemiz bundan
Körüz gözbebeklerimize mil çekilmiş mil
Acımasız bir namlu şakağımızda soğuk
Tetikte kendi parmağımız yabancının değil


Rıfat Ilgaz
Tam Metin
Etiketler: ,