ÇAKŞIR DAVASI

31 Ocak 2011 Pazartesi Gönderen aysema 10 yorum


Bir gün Hoca ok atma talimine giden Selçuklu askerlerine rastlar.
Komutan,
Hoca ! Sen şu duvarın dibinde dur, kavuğuna nişan alıp ok atacaklar !
Zavallı Hocamız, buyruğa karşı koyamaz, emredilen yere giderek orada durur ve her ok atılışında ölür ölür dirilir. Sonunda nişan eğitimi kazasız belasız tamamlanır. Komutan, Hoca'ya:
Söyleyeyim de sana yeni bir kavuk alsınlar, bunun giyilecek hali kalmamış, der.
Hoca da bir ricada bulunur ve emir buyurun, bana bir de şalvar alsınlar. der
Komutan da,
Biz senin şalvarına bir şey yapmadık, der.
Hoca açıklamak zorunda kalır,
Siz bir şey yapmadınız,ama ben biliyorum; onun da giyilecek hali kalmadı artık!


Biraz gülelim, gülerken de düşünelim istedim...
Tam Metin
Etiketler: , ,

Mutsuz kadın evi sesleri

30 Ocak 2011 Pazar Gönderen asyaselda 6 yorum

‘’Girmesek………’’
‘’Gir içeri ,bakma ona sen.’’diye söylendi kapı.
Bir ayaklarına bir kapıya baktı.
Kapı:
‘’Hadi…Gidecek başka bir yerin var mı?’’
Haklıydı …
Doğduğu yerler artık ona yabancıydı.
Yavaşca açılan kapıya bir tekme attı ayakları ‘’Sanane!’’ diye öfkeyle bağırdı.
Sessizzzzzzz di ev-i-
‘’Heyyyyy, unuttun beni!’’ dedi.İçeri girdiğinde giydiği terliğinin teki.
Aldırmadı çıplak ayağa geçirilen diğer teki.Dönüp bakmadı, tercih edildiği için keyfi yerindeydi.
‘’Nankörrr’’ diye bağırdı diğeri.
‘’Ahhhh! Körmüsün üstüme bastın kaldırsana yerden beni’’ dedi koltuk kırlenti.
O hiç duymadı.
Çantası çekingen,’’ Kızma ama niye hala gezdiriyorsun beni?’’ diyordu ki duvara çarparak yerde buldu kendini.
Bulaşık bardaklar mutfaktan,kirli çamaşırlar banyodan seslendi,herşeyden habersiz;
‘’Geldin mi ?Nerdesin kaç gündür gel hadi yıka bizi.’’
Elleri karıştı söze,’’ Ne olur ne olur önce bizi.’’
Kolonlar, koridor duvarlarına seslendi:
‘’Şişt ne oldu buna? Niye bakıyor öyle gözlerini dikmiş size ,deli deli?’’
Koridor duvarları telaşlı ‘’yavaşşşşşşş duyacak şimdi.’’
Derken duvara yasladığı sırtı,yavaşca sürtünerek yere yığıldı.
Karnına doğru çekti dizlerini.
Kollarıyla sardı bedenini.
Sakladı dizlerinin arasına gözlerini.
‘’Lütfennnn!!!’’ dedi yalvarır gibi’’ Rahat bırakın beni.’’
Bir tek ayakları ‘’Keşke hiç girmeseydik içeri’’diyebildi.
Ve sustu
herkes
herşey
ev buz kesti
Tek duyulan,
bir kadının hıçkırıklarla kesilen , son -olmasını istediği- nefesiydi.
Tam Metin
Etiketler: ,

AMA BEN ÇEKİLİRİM

27 Ocak 2011 Perşembe Gönderen aysema 6 yorum
Yaşarken istesek de istemesek de çeşit çeşit insanla karşılaşırız değil mi?

Bazen öyle tuhaf, öyle anlaşılmaz davranışlarına tanık olur da şaşar kalırsınız. Hele yüze gülüp arkadan çevirdiklerini öğrenince acırsınız onlara. Böyle anlarda aklıma Diyojen'e değgin anlatılan şu küçük öyküyü getirim ben de. Onu küçük dünyasında küçük hesaplarıyla baş başa bırakmak en güzeli değil mi?

"Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta , zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan , kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa :
- Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem ! der.
Diyojen :
- Ama ben çekilirim !.."

Söz konusu kişi olunca kenara çekilmek iyidir de toplumun geleceğine yönelik tehdit olduğunda ne yapacağız? İşte onu bilemedim...



Tam Metin
Etiketler: ,

iyiyim ben

18 Ocak 2011 Salı Gönderen asyaselda 8 yorum
Tam Metin

BİR KAR MASALI BİR NUMARA OLDU

Gönderen aysema 10 yorum


Hayal gibi, rüya gibi bir şey bu... Evet, evet adı masal, "Bir Kar Masalı", ama bir günde bir numaraya oturması gerçek. Anneler inanılmazı başardılar.

Anneler güçlüdür, eğitilmiş anneler daha da güçlüdür, blogcu anneler çok daha güçlüdür. Üçü, beşi bir araya gelince Süperanne moduna giriverdiler hemen.

Ben iPad bilmezdim, sayelerinde öğrendim.
Ben iPhone ve iPod touch da bilmezdim, öğrendim.

Bu çocuklar müthiş, hızlarına yetişmek olanaksız inanın. Yakından tanık olmasam bilemezdim, ama şimdi öğrendim. Hatta onların iki üç yaşındaki çocukları da bir harika. Bakar mısınız Ela Hanım 'iPad'da 'Bir Kar Masalı'nı test ediyor. İşte burada.

Ben hep diyordum, yineliyorum işte: Dünyayı kadınlara verin, bakın kiri pası nasıl da temizleyecek bir günde. Hırsızı, arsızı, uğursuzu sopasıyla kovalayacak. Kendi yemeyecek halkına yedirecek, hakça üleştirecek, kardeş payı yapacak, kimsenin hakkını kimseye yedirmeyecek, yetimi öksüzü koruyup kollayacak, sokakta kimseyi aç, açık bırakmayacak, dünyaya mutluluk yağmurları yağdıracak, herkesi sevgiyle sarıp sarmalayacak...

Masal mı anlatıyorum? Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var. "Bir Kar Masalı" bir günde bir numara oldu. Bu blogun gücü, blogcunun gücü, blogcu annelerin gücü, kadınların gücü.
Emeği geçen herkesi kutluyorum.

Ve Sevgili FaceBlog'daki ailem, bu konuda hepimizin haklı gerekçelerimiz olsa da biraz mahçupuz değil mi? Ne oldu, neden oldu, nasıl oldu bilemiyorum, ama gelin buna bir çare bulalım. Genç asker arkadaşımız Emrah'ın çağrısına kulak verelim, onun askerden dönüşünü birlikte şenliğe dönüştürelim. Sevgili Ali İkizkaya dostumuzun emeklerini heba etmeyelim, üç blogcu annenin başarı öyküsünden ders alalım.

Açılış nedeni farklı da olsa madem ki bizi birleştirecek bir blogumuz var, burada yazmasak da telefonda duyduğumuz seslerimiz var, bu duraklamaya bir son verelim, yeniden el ele tutuşalım.Birlik olalım, gücümüzü birleştirelim. Ne dersiniz? Var mısınız? Varsanız ses verin lütfen...

Ben varım...
Tam Metin

Karşılıklı oturup içebilecek kadar içten sevmek!

Gönderen Emrah Ateş 5 yorum
böyle insanlarda vardır hayatta.
fazla söze ne hacet ?
Tam Metin
Etiketler:

Ne yani şimdi ay ışık kaynağı değil mi?

17 Ocak 2011 Pazartesi Gönderen Emrah Ateş 4 yorum
Alışmışım nöbet tutarken hep ay'ın çıkması için dua etmeye
çünkü ay çıktığında etraf aydınlanır ve daha iyi görürüm önümü
önümü görüncede korkmam haliyle hiçbirşeyden
ve ay'ı hep ışık saçan birşey olarak bildim bu güne dek
ta ki geçen gün girdiğim aol sınavındaki o soruyla karşılaşana dek..

soru1: Aşağıdakilerden hangisi ışık kaynağıdır a) güneş b) ateş böceği c) mum d) ay ışığı

cevap d imiş.

çünkü ay güneşten aldığı ışığı yansıtan bir aracıymış sadece
ne bileyim aga
öğretmişlerdi de ben mi öğrenmemiştim.

öğrenmenin yaşı yokbilenler bilmeyenlere anlatsın.
Tam Metin
Etiketler:

Önemlidir Okuyunuz!

15 Ocak 2011 Cumartesi Gönderen Emrah Ateş 6 yorum
Hayat mı çok zor yoksa insanlar mı çok üşengeç bilmiyoırum.
Her fırsatta şu blogu açtığımda yeni yazılar görmek kısmet olmuyor artık.
Oysa ki bu blogda bana yazı yazmam için ilk teklif geldiğinde ne kadar çok sevinmiştim.
Ki; bu iş sayesinde çok güzel insanlarla dostlukta kurdum.

Gülen Abla bu blogu kurmaktan bahsederken bana şunu demişti;
İnsanlar blogu günlük olarak kullanıyor, biz ise aile olmak için kullanacağız...

O kadar
sevindirmişti ki beni bu söylediği cümle, ve uzun uzun konuştuk. Sonra bu site kuruldu.
Aileye dahil olduğumu ilk fırsatta da gösterdiler bana. Ali babo askerliğim öncesi İstanbul'a geldi.
Selda abla mektubuyla hala unutulmadığımı hatırlattı. Gülen abla her fırsatta telefon açtı v.s.
Askerlik gibi zorlu bir görevi gördüğüm ve görmediğim bu güzel insanların '' insanlıklarıyla'' aştım.

Yani sevgili blog okurları ve yazarları
Güzel bir aile saadeti kaçırıyorsunuz
Günümüzde az bulanan bir şeyi;
İnsanların temiz duygularını kaçırıyorsunuz...

Kendinize en yakın zamanda çeki düzen verin ve geri dönün.
Hasretle öperim.
Şafak 20
Tam Metin
Etiketler: