Telef-o (lu) nmuş hayatlar

11 Şubat 2011 Cuma Gönderen Emrah Ateş
Teknoloji doğdu unutkanlık bozuldu. Bilmem kaç megapikselli anılar her daim cepte taşınıyor ve eski moda bir kalpli kolyenin içinde ikimizin resmini taşımak yerine, telefonumun arka planını süslüyorum resimlerinle. Eskiler nasıl yaşamış aşklarını ve dostluklarını, anlayamıyorum. Ya, doğum günlerini hatırlamak önemsizdi ve kimse aynı yastığa baş koyduğu aile fertlerinin dışında başkasından haber beklemiyordu, ya da çevirmeli, çevirmesiz ,telefonlara ve yahut kapıya iki kere vurupta kendini belli eden kapıcının yolunda mıydı gözler? Artık sorun yok cep telefonlarımızın hatırlatmalarına işliyoruz en güzel günlerimizi. Şarjı yettiğince en büyük sırdaşımız oluveriyor.

Bizden daha akıllı zannediyoruz bazen, çünkü o; 200 tane isim ve numarasını aynı anda tutup, en güzel ve özel 200 mesajı aklında taşıyabiliyor Bizse, daha dün ne yediğimizden, yaşadığımızdan, bilhaberiz. Artık o kadar bağlıyızdır ki teknolojiye kendi doğum günümüzü bir gün önceye kurduğumuz’’ yarın doğum günüm oleeyyy’’ diye not düşdüğümüz hatırlatmalardan öğreniyoruz Ve saat 12’yi geçtiği gibi sanki 1 yıldır bu günü beklercesine, daha kendi doğum günümüzü hatırlamazken başkalarına çamur atıyoruz ‘’Teknoloji denen bir şey var kardeşim kaydet telefonuna ötsün, bak bana ‘’ Yok, yok, eskiden insanlar ya çok akıllıydı ya da doğum günlerini önemsemiyorlardı, ne de özel günleri...


Üretilen bütün aletlerin hepsini kişiye, fert-e benzetmeye çalıştılar. Kahve makinesını ürettiler ki; annem kadar güzel kahve yapabilsin Oysa ki; o makinayı evde çalıştıran yine annemdi ve annem zamanla unuttu güzel kahve yapmasını, ben 3’ü 1 aradanın, arasında kaldım. Sonra biz mi benzedik, onlar mı bize benzedi anlamadım ama, bir telefon ile ne kadar ortak yanımız olduğunu anladım. Sevmiyorduk ama sanki seviyormuş gibi, bir alışkanlıktan, bir mecburiyetten yanımızda taşıyorduk onu, tıpkı sevmediklerimize kıyamadığımız günlerde ki gibi .Onlar da ve biz de alınıyor, satılıyor ve daha iyileriyle takas ediliyorduk. Canımız sıkılsa bile bazen vazgeçemiyorduk, aşktan ve sevişmekten vazgeçemediğimiz gibi. Papazdık, aynı pilavı her gün yiyemiyorduk .Sonra ara sıra, sıra, mıra kalmadı, yanımıza almayı unutuyorduk ve bazen ben seninle oturduğum o çay tadındaki sahil muhabbetlerinde, sandalyede seni, masada onu unutuyordum...
Emrah Ateş

not: 4 yıl önce tramvayda bir kadının kendi cep telefonun hatırlatmasına kendi doğum gününü kurması- ve bunu çalınca fark etmesi- birde yetmezmiş gibi aa doğum günümmüş telefon hatırlattı diye bas bas bağırması üzerine- o adını bilmediğim kadına hitaben yazılmıştır.

kaynak: entellektuelkarsli.blogspot.com
Etiketler:

Bu Yazara ve İlgili Etikete Bağlı, İlginizi Çekebilecek Olanlar



  1. ilk telefonun ne idi:)
    benim kocaman bir anteni olan ericson du:)

    ve ilk telefonum üniverste 2 .sınıftaydı..
    konuyla alakasız ama okuyunca aklıma geldi:)sevgiler

  2. benim ilk telefonumun markası bosch tu
    10 liraya almıştım
    ilk hattımda starcepti hatta :)

  3. benim ilk telefonum nokia 3310 vay be ne telefondu yilan oyununu surekli oynardim ellerim terlerdi ula :)

Yorum Gönder

İnsana Dair ve İnsanca Her Türlü Halin ve Yorumun Üstünlüğüne, Biricikliğine İnanıyorsanız. Lütfen Siz de Paylaşın.