Kabuk Bağlamayan Yaralar

1 Kasım 2009 Pazar Gönderen asyaselda

''Önce sen'' demişti Zeynep.
At arabasının arkasına asılıp ,
Arabacının; '' İnin kızlar ,düşeceksiniz'' sözlerine aldırmadan,
Saçlarımız yarı yağmurlu rüzgarda ıslanarak savrulduğunda ,
Ellerimiz ıslak kasaya tutunmaya çalıştığı anda ,
Önce sen demişti,
Önce sen atla.
Atlamış ,atlamamla yol kenarındaki dikenli çalılıklara yuvarlanmam bir olmuştu.
Zeynep'te ardımdan atlayıp aynı yuvarlanmayla soluğu yanımda almıştı.
Üstümüz başımız çamur,yüzümüz gözümüz çizik ama gözlerimizde hınzırlık ,
Dudaklarımızda kıkırdamalar vardı.
İşte o günden kalmaydı dirseğimizdeki yara.
Ağlamamıştım,ertesi günlerde kabuğuyla oynayıp ,kanatıp tekrar kabuk bağlatmıştım.
Sonra tekrar kaldırmış iyileşmesine izin vermemiş,yine kanatmıştım.
Bir çok yarama yaptığım gibi.

Pencere kenarında yağmuru seyrederken, bir at arabasının yoldan geçmesi ve yaramın sızlamasıyla bir bir sıralandı bu geçmiş an kareleri gözümün önüne.
Zeynebi düşündüm sonra,
Onun da dirseğindeki iz duruyor mu ?
Onun da başka yaraları oldu mu?
Kabuk bağlamayan yaraları.
Kabuk bağlamasına izin vermediği yaraları,
Canını yıllar geçse de acıtıyormu acaba?
Büyüdü mü ? Büyüttü mü ? içindeki çocuğu..
Keşke sorularıma cevap bulabilseydim.
Keşke yanımda olup yaralarımıza gülebilseydik.

Ben ise küçük bir kadın büyüttüm, çalılıklara yuvarlanan yeşil gözlü küçük kız çocuğundan ,
küçük bir kadın.
Yaralarının olacağını bile bile hala çalılıklara atlayan,
Atlayıp yaraları olan,
Yaralarının iyileşmesine izin vermeden tekrar tekrar kanatan.
Ve bunu yapmaması gerektiğini asla öğrenemeyecek olan küçük bir kadın...

Bu Yazara ve İlgili Etikete Bağlı, İlginizi Çekebilecek Olanlar



  1. Ve küçük bir Adam

  2. Pansumana da izin vermezsiniz siz şimdi..

  3. Aslında o kadın hiç büyümeyip hep öyle hınzır ve çocuk kalsa, varsın kabuk bağlamasını bile beklemeden yeniden yeniden yaralarını kaşıyıp kabuğunu kaldırsa da annesinden azar işitse.Ardından nasıl olsa ona sarılıp sevgi ve şefkat gösterecek birileri çıkar karşısına. Çok güzel bir anlatımdı. Sevgilerimle

  4. İçindeki çocuk hep canlı hep haşarı kalsın. Kabuk bağlamasına izin vermediği yaralarına rağmen...

    Çok güzeldi yüreğine sağlık.

    Sevgiler

  5. ve kocaman bir adam...

  6. gülen ;
    izin veremedim vermedim ...

  7. sufi;sanırım bu hep böyle olacak,
    hep azar işiteceğim,hep kanatacağım yaralarımı
    sarmak isteyen olmasada..

  8. teşekkürler çınar;çocuk kalması bazen acıtsada bazen hoşuma gitmiyor değil..
    sevgiler ;tüm güzel yorumlar için arkadaşlar teşekkürler

  9. Kısacık ama bir ömür kadar uzun bir an bu kadar duru, bu kadar incecik anlatılır... Aynı iç yarası ve onun sızısı gibi sonsuza değin süren. Bana göre muhteşem bir anlatım dı. Ne ilginçtir, defterimde bundan sonra yazacağım konu iç yarasıydı. Onun üzerine karalanmıştı. Sana saygı duydum tekrar. Bu kadar iyi hikayeleştirilebilir. Ruhuna ve duygularına sağlık diyeceğim.
    Sevgimle.

  10. Aynı şeyleri düşünmek ,görünce şaşırmak,sevinmek
    ne güzel
    boşuna yazmadın aynı mandala tutturulmuş iki ruh diye...
    boşuna yazmamışım ne tanıdık bir hüzün diye.
    sevgimle Ali abi:)

  11. sevgili selda; kabuk bağlamayan yaralar!..birde kabuk bağlayan yaralar vardır ya ,iyileşmeye yatkındırlar halbuki.. ama bizlerde iyileşme sürecini uzatırlar.her dokunuşta kanar ,kanatır acıtırlar..

Yorum Gönder

İnsana Dair ve İnsanca Her Türlü Halin ve Yorumun Üstünlüğüne, Biricikliğine İnanıyorsanız. Lütfen Siz de Paylaşın.