HAITI AGLIYOR-II

16 Ocak 2010 Cumartesi Gönderen ali ikizkaya







Biz nasıl bir millet olduk. Toplumsal belleğimizi nasıl sildiler, sildik, sildiler. Ortak vicdanımızı nerde, ne için bozdurup harcadık ?. Bizim hislerimiz yok mu?. Biz insan değimiyiz ?. Biz aynı duruma düşmedik mi ?, düşemezmiyiz ?. Ben Çınarcıkta annemi bulmaya gittim. Thailand da siklonda insanların odadan havaya savrulduğunu gördüm. Yaşamayan bilmez. Dünya bizim ortak yaşam alanımız değilmi ?. 72 saattir televizyon seyrediyorum. Ancak uydudan kaydedip sizlere bunu hazırladım. Yarın daha çarpıcıları gelecek. Bizim ülkemiz, medyamız, televizyonlarımız bizi uyutuyor. Bizde uyumaya dünden razıyız. Haiti tamamen, tam tabiri ile yerle yeksan olmuş. Dünya akmış oraya çalışmaya başlamış. Dünya televizyonları eğlence programlarını kesti. Her on iki dk.da bir sürekli yayın yapıyorlar. İlk gelen ekipler;
Çin, Brezilya, Amerika, Belçika, Fransa, İzlanda, İspanya
Birbirleriyle kanlı olan Küba bile hava sahasını Amerikaya açtı. Avrupada insanlar ağlayarak sokaklardalar. Onlar aynı hassasiyeti Marmara Depreminde de bize gösterdiler. Ben Çınarcıkta annemi bulduğumda deprem gününün sabahı 07:30 idi. Saat 12:30 da Fransız ekibi gelmişti ve ben tercümanlığa ve onlarla çalışmaya başlamıştım. Şu TV lerde son görüntüleri olan, yerde yatarken su verilen 3 yaşında enkazdan kurtulan küçük çocuğun adı İsmail. Bir müslüman bebe. Dininin önemi yok. O da bir evlat. Biz nerdeyiz. Tıssss. Hükümetten ses seda yok. Kızılay hala toparlanacak. Elin ispanyolu yemek çadırını kurmuş bile. Fransa da çeşitli yardım kuruluşlarına son 24 saat içinde fransız halkı tam tamına 5 milyon euro bağışladı. Belçika halkı-bizim kaçta kaçımız memleket-1.5 milyon euro topladı. Fransada bağış çekleri yüzünden postahaneler kilitlendi sabahlara kadar çalışıyorlar. Fransızı halkının ortalama fer başı bağış miktarı 60 euro. Beğenmediğimiz, vaziyeti sefalet sırbistan bile 600 bin euro toplamış. Bizim tv ler hükümetin ve kızılayın ayıbı çıkmasın diye görüntüleri, bilgileri makaslayıp yanlış tercüme ediyorlar. Aslında bizim tv lerin söylediği gibi halkların yaptığı bağışların haricinde devletlerin şu ana kadar yaptığı bağış, söylendiği gibi 200 milyon dolar değil 600 milyon dolar. Bizden bir tanesi çıkıp ne yapıyoruz anlatıyor mu ?. Hala birbirlerini yiyiyorlar. Yok efendim Taklabakan Destanı, amanın Taklabakancılar ne yapmış. Bir açmadır açılmadır gidiyor. Aç aç, ben de göreyim. Hürriyet falan dümenleri. Fransız bakan dün sabah Haiti ye gitti. İstanbulun yarısı kadar nüfuslu yunanistanın uçağı iki saat önce oraya vardı. Utanmıyorlar mı ? acaba. Hele bir manzara vardı ki, anlatmadan geçemiyeceğim;
Fransız bir kadın sokaklarda ağlayarak çocukları taşıyor. 30 yaşlarında bir hanım. Deprem den önceki gün eşiyle birlikte Haiti ye gelmişler. İki yaşında bir çocuğu evlat edinmek için. Sokaklarda yavrum, yavrum diye bebeleri taşıyıp kendi evlat edineceği çocuğu bulmaya çalışıyormuş. Fransızlar ve Belçikalılar özel bir evlat edinme masası oluşturdular. Geçici yada kalıcı Haitili çocukları evlat edinmek isteyen ailelerin başvurması için. Şu ana kadar fransada 2000 in üzerinde, Belçikada 600 ün üzerinde aile başvurmuş. Görüntüler, o kadar berbatki haitide. İçiniz olmasa bile, dayanılacak gibi değil. Garibim bir adam eşini eski buzdolabının içine koymuş defnedilmesi için buldozerin kepçesine koyuyor ağlayarak. Yukarıda ki haberin sonunda ağlayan kadın Haitili ama kanada hükümetinde müsteşar, ağlıyor. Dünya bunları veriyor, bizde de televizyonlar çengi köçek, vur patlasın çal oynasın durmamaca.. Hani biz misafirperverdik, Türkler gibi yoktu.
İçim nasıl yanıyor o bebelere ve insanlara. Sabahtan fransa sınır tanımayan mühendislere telefon ettim. Kanada'dan yola çıkıyorlarmış. Lanet olsun şu maddi imkanlara. Nasıl insanlık gururuma dokunuyor, bir bilseniz ?. Ben hadiseye politika, siyaset gibi yerlerden değil, insanlık şerefim ve bunun bir gün başıma gelebileceği gerçeğiyle bakıyorum.
Etiketler: ,

Bu Yazara ve İlgili Etikete Bağlı, İlginizi Çekebilecek Olanlar



  1. BAŞBAKANLIK AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI KOORDİNASYONUYLA HAİTİ'YE YARDIM EKİBİ VE MALZEME GÖNDERİLDİ

    Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı koordinasyonuyla Haiti'ye, arama-kurtarma ekibi ve yardım malzemesi gönderildi.

    Türk Hava Kuvvetlerine ait 3 askeri kargo uçağı; 2 sağlık Bakanlığı personeli, 9 arama-kurtarma personeli, 2 sağlık aracı ve 20 ton yardım malzemesini ulaştırmak üzere Etimesgut Askeri Havaalanı'ndan Haiti'ye hareket etti.

    Yardım malzemeleri arasında çadır, battaniye, ilaç ve mutfak malzemeleri bulunduğu, uçakların yaklaşık 3 gün sonra Haiti'ye ulaşacağı belirtildi.

    Sağlık Bakanlığı personeli Dr. Enver İnce, uçuştan önce yaptığı açıklamada, bölgede acil servisi ve yoğun bakım ünitesi bulunan, her an ameliyat yapılabilecek bir sahra hastanesi kurmayı planladıklarını, hastanede 20 sağlık personelinin hizmet vereceğini söyledi.

    Dr. İnce, ihtiyaç duyacakları tüm ekipmana sahip olduklarını, bölgede hizmet verecek sağlık ekibinin daha önce de afet bölgelerinde görev yapan deneyimli personelden oluştuğunu kaydetti.

    Sağlık personeli Cemil Özoğlu, daha önce Pakistan, İran ve Irak'taki deprem ve afetlerde görev aldığını belirterek, ''Bu işin insani boyutu var. Her görevde, her afette biz aynı duyguları hissediyoruz. İnşallah ülkemizi en iyi şekilde temsil eder, gereken yardımları yapar ve döneriz'' dedi.

    Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Ankara Ekip Lideri Hakan Korkut da 9 kişi ve 2 köpekle arama kurtarma faaliyetlerini yürüteceklerini belirtti.

    Yurt dışında pek çok bölgede çalışma yaptıklarını anlatan Korkut, son olarak Pakistan'da kurtarma çalışmalarına katıldıklarını anlattı. Korkut, çalışmaları nasıl yürüteceklerinin bölgede belli olacağını söyledi.

    Bölgeye yarın da Türk Hava Kuvvetlerine ait 1 askeri kargo uçağıyla 18 Sağlık Bakanlığı personeli, 10 ton yardım malzemesinin gönderileceği bildirildi.

    ---

    Herkes yapabildiğini yapmaya çalışıyor. Kimin neyi, ne kadar yaptığının bir önemi yok. Sadece elinden gelecek birşey varsa yapması önemli...

  2. Sevgili Ali İkizkaya,

    Bizim TV'ler o saatlerde Futbol İhalesini canlı yayın olarak verdi. Dört saatten fazla sürdü bu canlı yayın. O şunu verdi, bu şunu verdi diye diye milyon dolarlar konuşuldu.

    Deprem haberlerini veremedik, ihale nedeniyle, bugün veriyoruz! dedi ertesi gün sunucunun biri...

    Haiti'ye gönderilecek yardımın üç gün sonra ulaşacağı söylendi biraz önce haberlerde.

    Haiti uzak diyelim, diğer ülkeler zaten yardım ediyordur diyelim, Ankara'nın göbeğinde Tekel işçileri çoluk çocuk eylem yapıyor. Paparaziler kadar yer buluyor mu?

    Yaptığımız yardımlar hep birilerinin cebine gidiyor ve o kişiler devletin altını oymak için uğraşıyor bizde. Belgeler çevrilirken kasıtlı olarak Türk halkı aldatılıyor. Sahte belgeler, imzasız ihbarları saymıyorum artık. İnsanlığımızı yitireli çok oldu sevgili insan Ali İkizkaya...
    Yüreğine sağlık.

  3. Sevgili Erkan Kardeşim !

    Zahmetler ederek, emek harcayarak bir beyanatı bilgilenmemiz amacıyla bize yazmışsın. Her şeyden önce emeğine teşekkürler. Dikkatini çekti ise bir çok cümlenin sonu cek cak ile bitmekte. Ben Astra uydusu üzerinden direkt kodlu bir kanal açıldı onu seyrediyorum. Sürekli havaalanını ve şehrin içini veriyor. Şifreli olduğu için bunları kayıt edip veremiyorum. Port au Prince havalanındaki direğe Türk Bayrağı toka edildiği gün sana bildireceğim. Zira böyle bir uygulama yapıyorlar.
    Şimdi işin teknik tarafına bakarsak;
    bizim hava kuvvetlerinin elinde Hercules var C130. Bunlar yakın menzil hafif nakliye uçakları. Bir akrabam bunlarla Afganistana uçuyor. Tam iki günde. Bizim elimizde okyanus ötesi uçacak ağır nakliye uçağı ne yazıkki yok. Orta menzil aM400 ler alınacak. Gördüğün gibi gelecek zaman. Bizimkiler Almanyadaki amerikan üssüne gidip ordan Kuzey rotasıyla gidecekler. Almanyada uçaklar değişecek. Herculeslerin Bering boğazından kıtalararası geçişe boşken bile menzilleri yetmiyor. Bir de Etimesgut pistini çok iyi biliyorum. Orasının Serkana da sorabilirsin, pist uzunluğu okyanus ötesi ağır nakliye uçakları için yeterli değil. Amerikanınkiler bile incirlik te zorlanıyorlar.
    Ben felsefe ve ruhtan bahsetmiştim. Yine aynı yerde takıldık...
    Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
    Sevgiyle ...

  4. Sevgili Hocam !
    Tespitlerin son derece doğru. Yazdıklarının tamamı doğru. Krizin teğet geçtiği bir ülke olarak ne ses çıktı ne bir şey. Karayipler denizinde bildiğimiz kadarıyla 2000 civarında türk vatandaşı yaşıyor. Bir şey olsa tahliyeleri için gönderecek askeri uçağımız yok.
    Biz kendi halkımıza bir şey yapmaktan aciziz. Hatırlarsın 99 depreminde hükümetten kimse 5 gün boyunca kimse ortaya çıkamamıştı.
    Biz insanlık meselelerinde sınıfta kalmışız. Zaten ben hep diyorum bizim kimimiz kimsemiz yok. Herkes kendi başının çaresine bakıyor. O bakımdan yazdıklarına tekrar katılıyor ve teşekkürler ediyorum.
    Sevgiyle ...

  5. Ali Abi,

    İşte bende tam o felsefe ve ruhtan bahsediyorum. Cek, cak ile biten cümleler olabilir tamamı. Hatta senin dediğin gibi elimizde uçakda olmayabilir. Ama buna rağmen, onca zahmete rağmen birileri yardım için didiniyorsa, birileri menzili yetmeyen kargo uçaklarına binip gidiyorsa, sayısı önemsiz sağlıkçı çadırlarda ameliyatyapmayı göze alıyorsa söyleyecek hiçbir şey kalmıyor.

    Sen hani parasal yardımlardan söz etmiş ve sormuştun ya biz ne yaptık diye. Sence yardım yapan ülkeler (parasal yardımı kastediyorum, bireysel veya fiziksel yardımları kesinlikle ayrı tutuyorum) bu yardım paralarını nerede kullanacaklar. Ben sana kısa bir örnek vereyim. Fransa'nın gönderdiği yardım parasıyla Fransız şirketleri ve Fransız işçileri yeni binalar yapacaklar orada. Amerika yeni bir havaalanı inşa edip 2/3 üne bir üs konduracak. Konduracak ki küçücük Küba'yı dünyaya daha bir düşman gösterebilsin.

    Ben senin yaşadığın gibi bir olayı yaşamadım. Ancak ben de oradaydım. Gidebildiğim ilk anda... Ben de senin gördüğün sahneleri gördüm malesef. İnan yardım etmeye çalıştığımız insanlar sürekli bizi başkalarına yönlendirdiler. Ellerinde 1 ekmeği olan yandaki komşumda yok, ona verin dedi. Yarın ne yerim diye düşünmeden. Giysi teklif ettiklerimiz kendi zorluklarını unutup yardımlarda bizlere katıldı. Saymakla bitmez. Evet, arada "ŞEREFSİZLER" de çıktı. Oralara soyguna gidenler gibi. Ama onlar azınlıkta. Azınlıkta abi...

    Sanıyor musun ki böyle bir deprem Yunanistan'da olsa (Allah kimseye göstermesin.) Türkiye'den sadece birkaç kişi gider. Böyle bir yıkım karşısında İstanbul, İzmir, tüm ülke oraya akar. Bizim toplumumuz bugün bunca birbirine geçmiş görünmesine rağmen mazlumun yanında olur. Hep de öyle olmuştur.

    Saygılar, sevgiler...

  6. Sevgili Erkan !
    Benim anlatmak istediğim şeyi sen gayet güzel son yorumunda anlatmışsın. Bu ülkede devlet yada adı neyse yok. Çünkü sistem yok. Bireysel çabalar, yaparız ederizler var. ABD Hava Kuvvetlerinde olsa aynı durum; kimse kimseye bu uçaklarla gidin demez. Ama bizde gidebilirmisiniz çocuklar diye sordumu ?. Evellah Komutanım cevabı gelir. Cengiz Topel kıbrısta düşürüldükten sonra bizimkiler adaya çıkmaya karar verirler ama elimizde çıkartma gemisi yoktur. Demirel direktif verir, çıkartma gemisi yapılması için. yıllarca yırtınırız. bizimkileride orda keserler. en sonunda dönemin Dz.K.K komutanına adaya çıkabilirmiyiz diye sorarlar. Or.Am. Kemal Kayacanın cevabı; evellah takayla çıkarız, elimizde yeterli çıkartma gemisi yok ama.
    Bu örnekte olduğu gibi, işin içinde şehitlik bir de Allah olunca biz mantığa bile kafa tutuyoruz. Yani bireysel ruh örgütlü güç değil. Fakat ne yazık ki o bireysel ruhta bitti kanatindeyim.
    Sevgiyle ....

  7. Yazıyı görünce aklıma geldi, eklemeden edemedim.

    "HAİTİ'deki deprem sonrası, Karayipler'in "yalnız ve fakir ülkesi" yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
    Ülke bitme noktasına geldi.
    İç kargaşa, isyanlar, talanlar.
    En küçük bir güvenlik yok. Devlet yok, sistem yok.
    İlkel çağlardan daha ilkel bir görüntü.
    Ve ABD, Haiti'ye el koyma noktasında.
    "İnsani yardım ve kargaşaya son verme" gerekçesiyle 11 bin askerini adaya yolluyor.
    11 bin silahlı askerini."


    Tamamı için: http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=11655

    Diğerlerinin hedefinin de pek farklı olduğuna ben inanmıyorum.

  8. Erkan !
    İlk yazımda atlayarak yazıyorum demiştim. Sadece insani tarafını yazmıştım. deprem amerikanın ekmeğine yağ sürdü. mesele domuzlar körfezi krizinin kübadan rövanşı meselesi. haiti kübanın hemen altında. buna ne benim ne senin bir itirazın yok. ellerini ovuşturan tüccarın dükkanına kuzunun gitmesi meselesi. iş sahibi amerika taşaron fransa-belçika-kanada. bunu biliyorum. dikkatle okursan benim değerlendirmem ülkeler değil halklar bazında.
    sevgiyle ve sağol.

Yorum Gönder

İnsana Dair ve İnsanca Her Türlü Halin ve Yorumun Üstünlüğüne, Biricikliğine İnanıyorsanız. Lütfen Siz de Paylaşın.